June 3, 2007 by meralarisoy
Tıpkı pred485 olduğu gibi sced487 de farklı bir son yaşadık… Heyecan dolu, hareket dolu bir son… Üç buçuk saatte sekiz tane oyun oynadık…
Değerlendirmelere gelecek olursak;
Birçok arkadaşım gibi ben de en çok mendil kapmaca kaynaştırılmıs orbital oyununu begendim. Hareket, heyecan ve rekabet (tatlı bir rekabet) bu oyunu tanımlayan sözler.
Olasılık oyununu da oldukça faydalı buldum. İlerki meslek hayatımda bu oyunu uygulamayı gerçekten isterim. Tabii şartlar elverirse…
Parabol oyunu da işaretlerin parabolun şeklini nasıl değiştirmesini yansıtması açısından faydalıydı.
Büyük açılarda sorun çıksa da çemberde açıları lastik yardımıyla göstermek… Akıllıca…
Denklemlerin anlatıldığı oyun iyiydi ama bişeyler eksikti… Bilmiyorum, belkide gözlerimi kapamak hoşuma gitmedi…Gözümkapalı iken kendimi çok rahat hissedemiyorum.
Şifreleme oyunu gecen hafta katılmadığım tek oyundu… Oyunun şifreleme olduğunu ilk duyduğumda keşke katılsaydım dedim. Ama sonrasında cereyaneden olaylar (Oynamak, miyavlamak zorunda kalmak) yüzünden iyi ki katılmamısım dedim. Zira ben oynamayı sevmem… Genel olarak oyunu cok eğlenceli buldum…
Kendi oyunumuza gelecek olursak, direnclerin akımı yavaşlattığı fikrinin doğru bir şekilde anlaşıldığını düşünüyorum. Oyunu oynatırken devrelerin hepsini aynı kağıda çizmemizin hata olduğunu farkettim. Bu merak unsurunu ortadan kaldırdı. İlk kağıdı alır almaz arkadaşlar tüm oyunda neler yapacaklarını görmüş oldular.
Sona geldik… Renkli, eğlenceli, oyun dolu bir dönem geçirdik… Hayatınızda ve hayatımda oyunların hiç eksik olmaması dileğiyle:)
Posted in Uncategorized | Leave a Comment »
May 24, 2007 by meralarisoy
Geçen hafta oyunlar sergilenmeye başladı. ilk oyunda yani işlemlerde oldukça heyecanlandım. Evet dedim kendi kendime… Ufak düzeltmelerle ben bu oyunu oynatabilirim. Sonra diğer oyunlar nasıl olacak acaba diye düşünmekten kendimi alamadım.
ikinci oyunda eğlenceliydi ama ben böyle kaçma göçme işlerini pek sevmiyorum. Bir patırtı, bir koşuşturmaca hoşuma gitmiyor yani… Ama arkadaşlarımı da tebrik etmek istiyorum iyi hazırlanmışlar. Bu arada lolipopun tadı damağımda kaldı:)
Son oyunda önceden bir bilgilendirme yapılmaması nedeniyle konuyu anlayamadım. Hoş konuyu söylediklerinde de oyunla bağlantıyı pek kuramadım ama neyse… iyi hazrlanmış bir strateji oyunu diyelim. Oyunu anlatırken arkadaşlar geri dönmek yok dediler. Orada daha ntt olmalılardı diye düşünüyorum. Geri dönmek yok deyince ben de arkadaşlar gibi eldiğin yola geri dönmek yok şeklinde anladım.
Yarın ki oyunları da heyecanla beliyorum… Bakalım neler yapacağız:)
Posted in Uncategorized | Leave a Comment »
May 17, 2007 by meralarisoy
Yarın hazırladığımız oyunu sınıfa oynatacağız. Bu benim için ilginç bir deneyim olacak…
Bugün kafam bir miktar karıştı. Bir arkadaşım bizim hazırlamamız gereken oyunun sıfır diğer bir deyişle sınıfımızda hiç oynanmamış bir oyun olması lazım dedi. Bense bize verilen konuyu bir oyundan esinlenerek veya yeni bir oyun bularak anlatmamız gerekiyor diye düşünüyordum. Biz oynadığımız bir oyunu konumuza çok yakın bulmuş ve gerekli düzenlemeleri yaparak oyunumuza şekil vermiştik… Şimdi acaba biz yanlış mı yaptık diye düşünüyorum… Bilemiyorum. Bakalım yarın ne olacak…
Posted in Uncategorized | Leave a Comment »
May 3, 2007 by meralarisoy
Geçen hafta dersimizi tatil vurdu… Tatile ayrılan arkadaşların sayısının fazlalığı nedeniyle normalde yapmamız gereken şeyleri yapamadık. Hocamız arkadaşlarımızın bize oyun oynatmasına karar verdi. Oldukça eğlendiğimizi itiraf etmem lazım. Oyun oynatan arkadaşların cesaretlerine hayran kaldım. Bize geçen hafta oynattıkları eğlenceli oyunlar için onlara teşekkür ediyorum. Hocamıza da ağaç evdeki çay keyfine izin verdiği için teşekkür etmek istiyorum. Tatil öncesi güzel bir ders oldu.
Gelecek hafta görüşmek üzere…
Posted in Uncategorized | Leave a Comment »
April 26, 2007 by meralarisoy
Grup çalışmaları kaldığı yerden devam etti. Bu hafta dusuncelerimizi diğer grupla paylaştık. Bu paylaşım sırasında yapıcı yorumlar alamadığımıza inanıyorum. Bizim gruba proposal veren grup şımarıkça hareket etti. Yok efendim neden bazı parçaları çıkarmışız? Neden pet şişe ve çiçeği kullanmamışız? Eşdeğer direnci neden dahil etmemişiz? Kendi hazırladıkları proposaldan dahi haberleri olmayan insanlarla uğraşmak gerçekten çok güç. Proposalda eşdeğer direçle ilgili bişey yok, tutturdular eşdeğer dirençsiz olmaz diye. Neyse…
Geçen haftaki dersi daha öncekilerle karşılaştıracak olursak, bu ders oldukça hareketsiz geçti diyebilirim. Sadece bir tane oyun oynamamızın da bunda etkisi olduğu bir gerçek. Aslında oyunlar sergilenmeye başlasa ders tekrar eski hareketli günlerine dönebilir. Hem de arkadaşların yaratıcılıklarının eseri olan oyunları oynama veya izleme fırsatı bulabiliriz.
Posted in Uncategorized | Leave a Comment »
April 19, 2007 by meralarisoy
Bu hafta gruplarla çalışmaya başladık. Konular belirlendi o konulara yoğunlaşmaya başladık… Bizden istenen kritelere uygun bir oyun arayışı içine girdik. Temel kriterler tamam da çiçek ve su şişesini paralel seri bağlama ve dirençleri anlatırken kullanmamızı isteyen arkadaşların mizah duygusu çok yüksek olmalı… Bu proje sonunda nasıl oyunlar çıkacak çok merak ediyorum. Bakalım zaman neler gösterecek.
Gecen hafta sadece üç kişinin blog yazdığını öğrendik. Hocamız sayının bu kadar az olmasını beklemiyormus. Açıkcası ben de beklemiyordum. Aslında blog yazmayı istemiştim ama bi türlü olmadı… Geçen hafta arkadaşları bilmem ama benim için çok yoğun bir haftaydı. Hoş bu hafta da yoğun ama… Asıl neden serbest olmamızdı galiba…
Posted in Uncategorized | Leave a Comment »
April 5, 2007 by meralarisoy
Sonunda haftalardır bir türlü bitiremediğimiz aktiviteyi bitirdik. İp oyunu ilk oynandığında gözleri kapalı olanlardandım. Gözlerim açık olsunda kendi gözlerimle neler olup bittiğini göreyim demiştim. Ama bu hafta farkettim ki öyle çok merak edecek bişey yokmuş… Dersteki yorumlarda konuşarak ve konuşmadan yapılan dikdörtgenler arasında fark olmadığı söylendi. Ben bu yoruma katılmıyorum. Mesela bizim konuşmadan önce yaptığımız dikdörtgen dikdörtgen değilde başka birşeydi. Ama konuşma izni cıktıktan sonra daha bir dikdörtgen benzedi. Yine güçlükle lider çıkardık. Bunun haricinde köprü gürültüsü vardı. Sesleri duymakta bazen zorlandık. İyi bir lider ve daha sessiz bir ortamda daha farklı şeyler olabilirdi… Ama bence başarılı bir aktivite idi. Duyularımızın ne kadar önemli olduğunu biliyoruz elbette. Bu aktivite görmenin, konuşmanın iletişimde ne kadar büyük bir yere sahip olduğunu gördük…
Gruplar da belli oldu… Artık çalışmalara başlıyoruz. Bu dönemin sonunda ne gibi oyunlar ortaya çıkacak çok merak ediyorum… Bizden beklenen ne onu tam anlamadım ama yakında herşeyin netleşeceğine inanıyorum. Bakalım neler olacak… Bizden neler istenecek? Ne gibi ürünler ortaya çıkacak?
Posted in Uncategorized | Leave a Comment »
March 29, 2007 by meralarisoy
Geçen haftamız oldukca verimsiz gecti. Önce hocamızın geç kalması ardından yagmur tatili bu verimsizliğin başlıca nedenleriydi. Neler yaptık geçen hafta diye düşündüğümde aklıma pek birşey gelmedi önce… Sonradan hareketler geldi aklıma. Pred485 dersinde de bu konuda konuştuk. Neden kimse öne çıkıp gruba hareket yaptırmayı istemedi? O kadar kişiden neden birkaç kişi dışında gönüllü çıkmadı? Ben bunu sınıftaki öğrenci saysının çokluğuna bağlamıştım. Pred dersinde daha az kişi olduğu için daha samimi ve rahat bir ortam oluştuğuna inanıyordum. Ama sced487 de çok fazla insan var. Bu nedenle insanlar kendini rahat hissedemiyor bu nedenle öne cıkmıyor diye düşünmüştüm. Hocamız bu düşüncenin doğru olmadığını söyledi…
Peki ama neden? Düşününce şu sonuca vardım. Gerek pred485 gerekse sced487 dersinde biz klasik derslerden farklı içerikte gerçek hayatla daha çok örtüşen, ve bizim kendimizi geliştirmemize katkıda bulunacak şeyler öğreniyoruz. Burada öğrendiklerimizi bir köşeye atıp zamanı gelince kullanırım fikrinden vazgeçip biran önce uygulamaya geçmeli, öğrendiklerimizin burada kalmaması sağlamamız lazım. Eğer ki burada öğrendiklerimiz sadece sınıfta kalıyorsa işte orda bir sorun vardır. Hocamızın belirtmek istediği buydu galiba. Tabii yine yanlış anlamış olma ihitimalimde var:)
Bu derste eğitimde kullanabileceğimiz bir oyun tasarlayacağız. Bu elbette çok güzel ama geçen haftaki sunumumda farkettim ki iyi bir oyun hazırlamak yeterli değil. İyi bir oyun hazırlamak kadar onu en iyi şekilde sunmak ve yönetmek de önemli. Bu nedenle bu oyunları uygulamasında dikkat edilmesi gereken hususlarıda öğrenmek lazım.
Bence bizim bölümün programında yeniden bi yapılanmaya gidilmeli. Çünkü bölümümüzün programının işlevsiz olduğunu düşünüyorum. Kendi adıma buraya geldiğimden beri kendimi boşluktaymış gibi hissediyorum. Her bölümden ders alıyoruz ama kendi bölümümüzden ancak mezun olurken ders alıyoruz. İkinci üçüncü sınıfta geldiğimizde dahi kendi dönemimiz ve kendi bolumumuzden arkadaşlari başka bölümden arkadaşlar vasitasıyla taniyoruz… Bunun dışında dördüncü sınıfa gelmişim matematik anlatım teknik ve yöntemleri üzerine doğru düzgün bir ders almadım. Doğru düzgün matematikte öğrenmedim. Yani bilmiyorum. Bazen bölümümün çok gereksiz olduğunu, kapatılması gerektiğini dahi düşünüyorum.
Şimdi neden bunları yazdığımı düşünmüşsünüzdür. Düşünsenizde bölümün birinci döneminde pred485 tarzı bir ders aldığımızı… Açıkcası bu dersi ilk dönem almış olsam, şimdi olduğumdan çok daha farklı birisi olurdum. Düşünücem bu konuda…
Arkası Haftaya:)
Posted in Uncategorized | Leave a Comment »
March 22, 2007 by meralarisoy
Bence bu haftanın en önemli aktivitesi sanat eserlerimizdi. Yaptığım makete arkadaşlarım çesit çesit manalar yüklemişti. Ama kuskusuz en dikkat çekicisi hainlikti. Yaptığım eserde hainlik görmüş bir arkadaşım ve çekinmemiş yazmış. Bu yorum diğer arkadaşlarla aramızda espri konusu oldu. Eseri hakkında yorum yazılmamış bir arkadaşım, hainlik yazılacağına hiç birşey yazılmasın daha iyi diye bir espri yaptı:))) Sonra yorumların birleştirildiği bölümde siz bitirdiniz mi diye sormuştunuz hocam. Ben de yazıyorlar diyince Yazıyorlar diye vurugulayarak sözümü tekrar etmiştiniz. Mesaj alındı… Ancak şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Yine aynı durum olsa yine aynı davranışı sergilerim. Orada yazılanlara katılmadıysam bunun tek nedeni vardı. Sözlerime değer verilmediğini hissettim. Sözlerime değer verilmeyen ortamda bulunmak istemem. Ben de onları kendi hallerine bıraktım… Hepsi bu…
Diğer aktivitelerden “beşiktalılar buraya!” oyunu daha iyi oynanabilirdi diye düşünüyorum. Bu oyun çok kısa sürdü. Yanıi biz oyunu oynamadık, sadece böyle bir oyunda varmış diye gördük gibime geldi… Başladı ve bitti. Mesela çağrılan özelliklerden hiçbiri ben de yoktu. Ben daha hiçbir gruba ait olamadan oyun bitti. Onun için sanki hic oyun oynamamışımda oyun oynayanları izlemişim gibi hissettim. Bundan yola çıkarak tasarlayacağımız oyunun tüm grup üyelerini kapsaması gerek diye bir sonuca vardım. Bekli biraz daha oynasak ben de bir gruba dahil olurdum ve kendimi oyunun bir parçası gibi hissederdim.
Kümeler oyunu gercekten hoşuma gitti. Neden mi? Ben arkadaşlarla özellikler tablosunu hazırlarken onun kümelerin anlatımında kullanılabileceğini düşünmemiştim. Siz kümelerde uygulama yapılabileceğini söyleyince birincisi şaşırdım, ikincisi sevindim. Şaşırdım çünkü gerçekten bu daha önceden aklıma gelmemişti. Sevindim çünkü ilerde kullanabileceğim bir aktivite öğrendim…
Son olarak dersin kalabalık olmasının bir problem olduğunu düşünüyorum. Elbette bu dönem böyle devam edecek ama gelecek dönemlerde dersin sağlıklı işlemesi açısında bu dersin daha müsait bir sınıfta ve daha az bir sayıyla yapılması gerektiğine inanıyorum…
Posted in Uncategorized | Leave a Comment »
March 15, 2007 by meralarisoy
Hop oyununda grup halinde çalıştık. Herkes hopu olabildiğince çabuk öne geçirdi ve sonuç zaferdi. Sıra olarak arka arkaya kazandığımız galibiyetlere laf söyleyenler olsa da biz arka arkaya devam eden zaferler sonucu galibiyetlerimizin tesadüf olmadığını göstermiş ve zaferimizi pekiştirmiş olduk:):):) Şaka bir yana oldukça eğlenceli bir oyundu. Kazanmamış olsaydık yarışmakta güzeldi diyebileceğim bir oyundu:)
Dışarıda oynadığımız kovalamaca oyunu… Bu oyunda ben kendi adıma yakalanmamaya çalıştım. Yakalanmamak için çeşitli taktikler geliştirdim. İlk etapta az kişi ebeyken bu benim için daha zordu. Çünkü ebeler az olunca daha hızlı hareket ediyorlardı. O vakit yakalanma olasığım daha yüksekti. Bu yüzden daha çok koştum. Mümkün oldukça onlardan uzakta durdum. Ebelerin sayısı artınca işim kolaylaştı. Çünkü sayı artınca hantallaştılar. Onların daima arkasında kalınca sorun olmadı. Tabii bide kaçan kovalayan olma var. Ben kaçan olmayı tercih ettim. Bunun iki nedeni vardı. Birincisi içinde bulunduğum durumu korumaktı. İkincisi ise ebe olmak benim için bir nevi kaybetmek gibiydi. Birazda kaybetmemek için kaçmayı tercih ettim.
Üçgen oyununda ise gözümü kapatıp olduğum yerde kalmayı tercih ettim. Çünkü üçgenin oluşabilmesi için köşeler kadar kenarlar da lazım. Bulunduğum kısmı bırakıp ortaya geçip üçgen oluşmuş mu oluşmamış mı onu kontrol etmek istemedim desem yalan olur. Ama bu kargaşaya neden olabilirdi. Bu nedenle yerimde kaldım. Açıkçası birde gözleri açık olanlarında yerine geçip olup bitenleri gözlemek istiyorum.
Bu haftalık bu kadar… Gelecek haftalarda yepyeni yorumlarla sizlerle olacağım:)
Posted in Uncategorized | Leave a Comment »